Jacquemus’un Yeni Elçisi, Büyükannesi Liline

Ünlü marka elçilerinin birbirini takip ettiği bir dönemde Jacquemus ezberi bozdu. Simon Porte Jacquemus, Instagram’da yaptığı kısa ama merak uyandırıcı duyurunun ardından markanın ilk resmi elçisini açıkladı—ve beklentilerin aksine bu isim bir süpermodel ya da pop yıldızı değil. Jacquemus’un ilk elçisi, 79 yaşındaki büyükannesi Liline Jacquemus.

“Her şeyden önce o vardı,” diye yazdı tasarımcı paylaşımında. “Jacquemus daha doğmadan önce ilhamım oydu. Gücü, zarafeti ve sahiciliği… Kadınlara bakışımı ve bu markayı hayal edişimi o şekillendirdi.” Jacquemus’un aile kadınlarını yıllardır yaratıcı evreninin merkezine koyduğu biliniyor. Pandemi döneminde büyükannesini evinde fotoğrafladığı kampanya hâlâ hafızalarda; tasarımcı sık sık annesi ve büyükannesinin estetik pusulası olduğunu dile getiriyor.

Ancak bu duyuru sadece duygusal bir jest değil, aynı zamanda ince bir mizah barındırıyor. Jacquemus, Liline’in “sözleşme şartlarını” da paylaşarak moda dünyasının marka elçisi takıntısıyla eğlendi: Elçinin her zaman baştan aşağı Jacquemus giymesi, başka hiçbir moda eviyle—hatta duygusal olarak bile—ilişkilendirilmemesi gibi maddeler, duyuruyu viral bir şakaya dönüştürdü.

Bugün Jacquemus, ABD’de iki amiral mağazası olan, küresel ölçekte güçlü bir hayran kitlesine sahip bir marka. Başarısının önemli bir parçası da tasarımcının kendine özgü mizah anlayışı. Tam da bu nedenle, ödül sezonunun ortasında gelen bu ters köşe hamle, “elçi-ünlü-görünürlük-satış” döngüsüne mesafeli duran ferahlatıcı bir çıkış olarak okunuyor. Zira lüks moda, hâlâ yıldız gücüne büyük bütçeler ayırıyor: Chanel’in 20’den fazla, Dior’un ise 30’un üzerinde marka elçisi olduğu konuşuluyor.

Liline Jacquemus’un elçi ilan edilmesi yalnızca viral bir an değil; aynı zamanda yaşlı bir kadının bir lüks markanın merkezine yerleştirilmesi açısından da güçlü bir mesaj. 2026’da moda hâlâ büyük ölçüde gençlik üzerine kurulu. Nadiren de olsa Jonathan Anderson’ın 88 yaşındaki Maggie Smith’i Loewe kampanyasında kullanması ya da Joan Didion’ın Céline yüzü olması gibi örnekler hatırlanıyor. Ama bu örnekler istisna olmaktan öteye gidemiyor.

Sonuç olarak bu atama, yalnızca dikkat çekici bir iletişim hamlesi değil; aynı zamanda lüks modanın uzun süredir ihmal ettiği bir temsile işaret ediyor. Jacquemus, büyükannesi Liline’i markasının yüzü yaparak yaşın estetik ve kültürel değerini vurguluyor ve lüksün yalnızca gençlikle sınırlı olmadığını güçlü bir şekilde hatırlatıyor. Bu tercih, sektörde daha kapsayıcı ve çok kuşaklı bir bakış açısının mümkün olduğuna dair anlamlı bir mesaj niteliği taşıyor.