Lady Gaga, McQueen Arşivleriyle Sahneye Döndü
Lady Gaga, Grammy Ödülleri’nin kırmızı halısında modayla kurduğu teatral ilişkiyi bir kez daha gözler önüne serdi. Gecenin açılışında, Nicola Formichetti’nin stil dokunuşuyla Fransız avangart markası Matières Fécales imzalı, tüy detaylarıyla bezeli gösterişli bir elbise tercih eden sanatçı, kraliyet esintili yakası ve dramatik kuyruğuyla tüm dikkatleri üzerine çekti. Ancak Gaga için tek bir iddialı görünüm yeterli değildi.
Sahne performansı sırasında, 2025 tarihli Mayhem albümünden Grammy ödüllü parçası “Abracadabra”yı seslendiren Gaga, bu kez Lee Alexander McQueen’in 2009 Sonbahar koleksiyonundan ikonik bir tasarımla izleyici karşısına çıktı. “Horn of Plenty” olarak bilinen koleksiyon, aşırı ihtişam ile bilinçli bir kaos estetiğini bir araya getiriyordu. Siyah-kırmızı tüylerle kaplı bolero, güçlü omuzlar ve dramatik bir yaka ile tamamlanırken, heykelsi ceplere sahip kalem etek ve kontrast burun detaylı yüksek çizmeler görünümü daha da sertleştirdi. Gaga, podyumda sunulan görünümü neredeyse birebir uygulayarak, Philip Treacy imzalı kafes formundaki başlığı da performansa dahil etti.

Gecenin ilerleyen saatlerinde, iki Grammy ödülüyle sahneden inen Gaga, McQueen’e olan saygı duruşunu sürdürdü. Bu kez tasarımcının Givenchy’deki yaratıcı direktörlük döneminden, 1999 İlkbahar Haute Couture koleksiyonuna ait bir görünümle objektiflere poz verdi. Korse detaylı ipek bir üst, uzun kollar ve rahip yakasını andıran kontrast bir yaka; ortadan açılarak dantel astarı ortaya çıkaran balo eteğiyle birleşti. Orijinal tasarımda yer alan deri pantolonlar Gaga’nın yorumunda yer almazken, siluet korunarak daha yalın bir dramatik etki yaratıldı.

Lady Gaga’nın Lee Alexander McQueen ile kurduğu estetik bağ, yıllar içinde defalarca kendini gösterdi. Sanatçı, 2009 tarihli “Bad Romance” klibinde McQueen’in efsanevi Plato’s Atlantis koleksiyonundan bir tasarım giymiş, 2010 MTV Video Müzik Ödülleri’nde ise tasarımcının “Angels and Demons” koleksiyonuna ait özel bir elbiseyle hafızalara kazınmıştı. Gösteriyi bir güç biçimi olarak gören iki yaratıcı arasındaki bu ortak ruh, McQueen’in ardından da yaşamaya devam ediyor; Gaga’nın sahne ve stil tercihlerinde kendini güçlü bir saygı duruşu olarak hissettiriyor.





