Sır Perdesi Aralandı: The White Lotus’un Dördüncü Sezonu Bu Lüks Otelde Geçecek

Dünyanın en çok konuşulan dizilerinden The White Lotus’un dördüncü sezonuna ev sahipliği yapacak otel sonunda belli oldu. HBO’nun büyük ilgi gören yapımı için bu kez rota Fransa’ya çevriliyor. Yeni sezonun ana mekânı, Saint-Tropez tepelerinde yer alan görkemli Château de La Messardière olacak.

Geçtiğimiz yılın sonlarından bu yana dizinin yaratıcısı Mike White’ın dördüncü sezon için Fransa’yı seçtiği konuşuluyordu. Ancak çekimlerin hangi otelde yapılacağı uzun süre merak konusuydu. Four Seasons zinciriyle HBO arasındaki önceki iş birlikleri nedeniyle Cap-Ferrat’taki Grand-Hôtel ihtimali gündemdeydi. Sonunda sinema dünyasının güvenilir kaynaklarından Variety, sezonun ana çekim mekânının Côte d’Azur’daki Château de La Messardière olduğunu doğruladı.

19. yüzyılda aristokratlara ev sahipliği yapan bu tarihi şato, bugün uluslararası jet sosyetenin favori adreslerinden biri. Ramatuelle bağlarıyla çevrili, Saint-Tropez’ye hâkim bir konumda bulunan yapı, 2019 yılında Airelles Collection bünyesine katıldı. Kapsamlı bir restorasyonun ardından 2021 yazında yeniden kapılarını açan otel, tarihi dokuyu modern lüksle buluşturan bir “palace” statüsüne sahip.

Beş yıldızlı tesis; özel plajı, geniş spa alanı, seçkin restoranları ve sportif aktiviteleriyle The White Lotus’un görsel açıdan iddialı dünyası için ideal bir atmosfer sunuyor. Çekimlerin nisan ayı sonunda başlayıp sonbahara kadar, Riviera’nın en parlak sezonunda devam etmesi planlanıyor.

Yeni sezonda Saint-Tropez tek durak olmayacak. Önceki sezonlarda olduğu gibi hikâye farklı lokasyonlara yayılacak. Côte d’Azur’un çeşitli noktalarının yanı sıra Paris’te de bazı sahnelerin çekileceği konuşuluyor. Kulislerde, Four Seasons Hotel George V ve hatta Cannes Film Festivali’nin diziye fon oluşturabileceği söylentileri dolaşıyor. Ancak HBO, hikâyeye dair detayları şimdilik gizli tutuyor.

Hawaii, Sicilya ve Tayland’ın ardından Fransa, dizinin görsel dünyasında yeni bir sayfa açacak. Mike White’ın ipuçlarına göre bu sezon daha az vahşi doğa, daha fazla şehirli zarafet ve sofistike lüks ön planda olacak. Yani dalgaların yerini şampanya kadehleri, tropikal manzaraların yerini ise deniz manzaralı teraslar alacak.

Beklentiler her zamanki gibi yüksek; ancak seçilen mekân şimdiden The White Lotus tarihinin en göz alıcı sezonlarından birine işaret ediyor.